Doxa 12 
Doxa 12 işgal altındaki Elhamra Pasajı’ndan bildiriyor. KAPAK: Sarkis; DERIVE: Selim Birsel, Gökdelenin Gölgesinde; Mürüvvet Türkyılmaz, Kayboluş; Armağan Ekici, Filippo Bentivegna’nın Perili Kalesi; TARİH BUGÜN – BUGÜN TARİH: Ivan Chtcheglov, Uzaktan Mektup; ARK: Pascal Gielen - Hakan Topal, ”‘Tekiller komünizminin’ şu anda Batı’ya hakim olan kapitalist ‘demokrasi’ karşısındaki tek cevap olduğunu düşünüyorum.”; DÜNYAYA İNANMAK: Ahmet Soysal, Dünya Sorusu; ÇİÇEK DÜRBÜNÜ: Pelin Kırca, In Bloom; ARCHITEXT: Florian Sauter, Mettre la nature en œuvre [Doğayı Uygulamaya Koymak]; Kemal Aran, Görüntü’den Öte 

Ulysses / James Joyce (yeni baskı)
Bundan 92 yıl önce, İngilizce konuşan ülkelerde sansür nedeniyle basılamadığı için Paris’te basılan, ancak 1934’ten itibaren serbest kalan Ulysses, o günden bugüne 20. yüzyıl edebiyatının en etkili kitaplarından biri olarak yerini sağlamlaştırdı.
Ulysses hayatın tüm gerçeğini anlatan, gündelik hayatımızı en çıplak haliyle, kahramanların zihninin içinden gösteren bir kitap. En sıradan, tekil ayrıntıları tam olarak tasvir ederek, tek bir şehir, tek bir gün ve üç kişinin hikâyesinden tüm insanlık haline bir ayna tutuyor. Anlatım sanatına getirdiği yeniliklerle, kitap boyunca üsluptan üsluba geçmesiyle, içeriğindeki sayısız çapraz referansla, dünya hallerine bıyıkaltından gülerek, hiçbirşeyi çok ciddiye almadan, ama hiçbir zaman sempatiyi de elden bırakmayan bakışı sayesinde, Joyce’un tahmin ettiği gibi profesörleri meşgul edegeldiği gibi, kitabın güzelliğini gören pek çok edebiyatseveri de kendine bağladı, Ulysses’i izleyen pek çok romanı etkiledi. 

Solo Keman için Füg / Tedi Papavrami
Kemana gövde katmak eşittir dünyaya gövde katmak. Armonik gamlara çalışırken de, Bach’ın “Fantezi ve Füg”ünü icra ederken de böyle bu. Her sesi, her akoru mutlaka dünyaya armağan etmek. Kemanın “harika çocuğu” Tedi Papavrami’nin Enver Hoca’nın Arnavutluk’unda başlayıp Fransa’ya uzanan, kendi kaleminden aktardığı zorlu yaşam öyküsü baştan uca böyle bir armağan: Eser ile şahdamarına dayanmış çalgının arasına yerleşip hem eseri hem çalgıyı hem kendini her seferinde yeniden keşfetmek. 

Bestecinin Dünyası / Paul Hindemith
Müzikte modernizmin önemli figürlerinden Paul Hindemith’in 1949-1950 yıllarında Harvard Üniversitesi’nin Charles Eliot Norton kürsüsünde müziğin tarihsel, felsefi ve algısal temelleri üzerine verdiği bir dizi konferans Yavuz Oymak ve Mehmet Nemutlu ortak çevirisiyle dilimize kazandırıldı. 

Davalı / Enis Batur 
Edebiyat eserlerinin sinemaya uyarlanması çoğunlukla sorunlu olmuştur. Orson Welles’in “Dava”sı bu zorluğu aşabilmiş en çarpıcı örneklerden biri. Welles Kafka’nın romanını sinema için salt bir edebi malzeme olarak görmemiş, metni kendi dilinde, hareketli imgelerle yeniden yazmaya girişmiştir. Welles’in “Dava” ile bir davası olduğu açıktır. Nasıl işlediğini kestiremediğimiz “Yargı” karşısında, o da her birimiz gibi “davalı”dır: “Suçum benden önce vardı.” 

Deleuze ve Sinema III: Dava / Orson Welles 
“Sayısız daktilo makinasının tuşlarından doğan uğultunun arasından geçen Josef K., kendi tutanağına doğru sürüklenir. İşleyip işlemediğini bilmediği, bilemeyeceği suçu iplerine dolandığı ağın merkezinde işlenmektedir.” 

Canto CXVIII / Can Alkor 
Buradayım! diyebilir miyim çağırıldığımda? / Babil kargaşasından tümce kırıntılarıyla seslenebilir miyim? / Tek yaşamıma nasıl sığdırabilmişim bunca ruhgöçümünü,– / uçsuz bucaksız katakomb, damarlarım yüzbin yabancı ölüm ağırlıyor, / gecenin kitabındaki sanrılar, tanrılar – / üflediğim bunca şamdan – / bunca fısıltı, aforoz ettiğim – / bir kara âyin, umutsuz tapındığım kendime… / Ezra Pound olabilecek miydim, öbür adlarımın beni bırakıp gittiği saat? 

Esquisses philosophiques III, suivi de Fragments philosophiques / Ahmet Soysal __ e-kitap 
Ahmet Soysal’ın yayımlanmamış Fransızca felsefe metinlerinin 3. cildi, Antik Yunan’dan çağdaş fenomenoloji ve şiire kadar, vücut, zaman, dil gibi temel sorunsalların izinde yol alıyor. 

Conférences (1994-2013) / Ahmet Soysal __ e-kitap
Yayımlanmamış Fransızca felsefe metinlerinin 4. (ve şimdilik son) cildinde, Ahmet Soysal’ın, 90′lardan bugüne Fransa’da ve Türkiye’de yaptığı  birçok konferans yer almaktadır. Bunlarda, Yer, Uyanıklık, Vücut, İtki, Ruh gibi konular ile Felsefenin klasik ve çağdaş kimi adları öne çıkmaktadır… 

Sinema I – Hareket-İmge / Gilles Deleuze 
Deleuze’ün imgelerin ve göstergelerin sınıflandırılmasına ayırdığı iki ciltlik “sinema” çalışmasının ilki olan Hareket-İmge (ikinci cilt: Zaman-İmge) ağırlıklı olarak Amerikalı göstergebilimci C. S. Peirce’ün ve özellikle Fransız filozof Bergson’un tezlerine dayanıyor: “Hareket şimdidir, katetmenin edimidir.” 20. yüzyılın hemen başında, sinemanın ortaya çıkışıyla birlikte sanatta, bilimde, felsefede yoğun olarak etkisini hissettiren hareket düşüncesi, esas olarak hareketi ayrıcalıklı anlarla değil, herhangi bir anla ilişkilendiriyordu: “Herhangi an, bir diğer herhangi ana eşit mesafede olan andır. O halde sinemayı, hareketi herhangi anla ilişkilendirerek yeniden üreten sistem olarak adlandırıyoruz.” 

Doxa 11 
Black square on red square. Irwin‘in 1992′de Kızıl Meydan’da gerçekleştirdiği “siyah kare” performansı yer alıyor Doxa 11′in kapağına. Irwin ayrıca 60 sayfalık bir dosya hazırladı dergi için: NSK Devleti. Yer-yurt yok. Mekanı zaman olan bir devlet bu. Sosyo-politik alana yerleştirilmiş bir yontu, soyut bir organizma, süprematist bir yapı, kendi sıcaklığına sahip bir beden… 

Sailing To Byzantium / Onur Türkmen  
Beş yıla yakın zamandır, “hat” diye isimlendirdiğim bir konsept üzerinde çalışıyorum. Bu konseptin makamların birbirlerine evrilerek oluşturdukları çizgileri ortaya çıkartmakla ilgili olduğunu söyleyebilirim. Beni bu arayışa iten sebeplerden birisi, mutlak nesnelliğe ulaşmak amacıyla var olanın öznel yaklaşımlarla kavramsallaştırıldığı düşünce biçimlerinden uzak durmak tercihiydi. 

…certainly the machine will wear out / Tolga Yayalar 
Uzun zamandan beri, müziğimde makina kavramı hep bir metafor olarak yer almaktaydı. Bunun en somut hali 2010 tarihli The Book of Ingenious Devices adlı eserde gözlenebilinir. Eserin başlığı ne kadar Banu Musa kardeşler tarafından yazılmış meşhur Kitab al-Hiyal adlı kitaba göndermede bulunsa da, bu yine de bir esinti kaynağı olmanın ötesine geçmez. [...] …certainly the machine will wear out adlı eserde ise amacım makinanın aslında biraz daha içine girip, çalışmasını daha iyi gözlemlemek. Bunun için de başlangıç noktam, bazı makinaları sonik olarak incelemek oldu. Bu makinaların müzikle ilişkisini daha iyi irdeleyebilmek için de sonik analizlerden yararlanarak onları çalgılara uyarladım. 

Lâmba – bir mum daha / Enis Batur 
Hiçbir şeye dokunmamış, dokundurmamış Huriye hanım, odada. Olduğu gibi duran masanın üstündeki lâmbayı gece yatarken nasıl olup da yanar halde bıraktığını çıkaramamış, karşı köşedeki koltuğa üstünde geceliği oturmuş, düşünmeye koyulmuş, bir ara uyukladığını farketmiş, yerinden kalkıp ışığı söndürmüş, yatağa dönüp bir süre, neden öyle yaptığını bilmeksizin, beklemiş, neden sonra yuvarlanmış yavaşça uykusuna, sabah konuyu kimseye açmama kuralıyla kalkmış, ama gecenin etkisinden gün boyu sıyrılamamış. Akşamüstü çay hazırlarken anımsamış. Bir önceki gece, elli ikinci geceymiş! 

Müzakereler / Gilles Deleuze (2. baskı) 
Deleuze’e göre felsefe tıpkı bilim ve sanat gibi bir yaratım disiplinidir. Filozofun işi kavramlar yaratmaktır, bunu yaparken yeni sözcükler türettiği olur, kimi zaman da kullanılagelen yerleşik sözcükleri, terimleri düşüncesinin akışına göre eğip büker. Zaten her kavram bir kıvrımdır, düşüncenin katlanış biçimlerini değiştiren yeni bir güzergâhtır. 

Ey Suu! Oy Suu! Tögülme, Tögül! / Mehmet Nemutlu 
“Ey Suu! Oy Suu! Tögülme, Tögül!” farklı solo çalgılar ya da çalgı toplulukları için yazılmış bağımsız parçalardan oluşan ve bütünü hocam İlhan Usmanbaş’a ithaf edilen Israr Musıkîleri adlı toplamın son parçası olarak tasarlandı. Bu parça Seyhan Erözçelik’inYağmur Taşı adlı kitabındaki “Yadalar” adlı on bir parçalık şiir dizisinden yola çıkılarak yazılmaya başlandı. 

Kritik ve Klinik / Gilles Deleuze (2. baskı) 
Deleuze’ün kimi edebiyatçıların (Lawrence, Carroll, Beckett, Melville, Whitman vb.) ve kimi filozofların (Kant, Nietzsche, Spinoza vb.) yapıtlarına eğilerek, daha ziyade onlardaki yazınsal üslup ile yaşama tarzlarının nasıl birbirini doğruladığına odaklanarak, farklı zamanlarda kaleme aldığı metinleri biraraya getiriyor kitap. Yandaki binanın duvarıyla çayır yeşili bir paravanın arasında okunsun diye. 

Deleuzecü siyaset diye bir şey var mıdır? / Alain Badiou
Fransız felsefeci Alain Badiou’nun 2001 yılında Tate Modern’de, “Deleuze ve Neo-Estetik” başlıklı bir oturumda yaptığı konuşmayı Cités dergisinde yayımlandığı haliyle kitaplaştırdık. Bu küçük, yalın, ama bir o kadar da çetin ceviz metin Deleuze’ün siyaset anlayışını müthiş bir yetkinlikle ortaya koymanın yanı sıra bir filozofun kendisinden farklı düşünen çağdaşı bir filozofu ender rastlanan bir nesnellikle aralayabilmesinin en etkileyici örneklerinden birini teşkil ediyor. 

İki Konferans / Gilles Deleuze __ e-kitap
Deleuze’ün sinema ve müzik üzerine yaptığı iki konuşmayı Ulus Baker’in çevirisiyle 2003′te kitaplaştırmıştık. Bu iki metin daha sonra, Deleuze’ün yayımlanmış yazılarını, konuşmalarını derleyen iki ciltlik çalışmaya dahil edilince, “İki Konferans”ı yeniden basmamayı tercih ettik. Uzun süredir baskısı olmayan bu küçük kitabı Deleuze okurlarına pdf formatında sunuyoruz. 

Göğe bakma durağı
Her gün birimiz dünyanın bir ucundan beline kadar sarkıp göğe bakıyor. Bir şiirin kıyısından, bütün mümkünlerin kıyısından, durmadan harcadığımız şu gözlerle… 

Esquisses philosophiques I et II / Ahmet Soysal __ e-kitap 
Esquisses philosophiques I ve II, genel bir felsefe kitabı projesi kapsamında 1978-88 arası yazılmış Fransızca taslakları içeriyor. Konu: Zaman, Vücut, Arzu, Kurumlar vs. 

Nouvelles méditations et autres textes / Ahmet Soysal __ e-kitap
Ahmet Soysal’ın 1993-1994′te Fransızca yazdığı Nouvelles Méditations 6 bölümden oluşuyor. Yayında, kitabın cinsel fark ve varlık ile ilgili iki ekiyle birlikte, “Fenomenolojik Sorular” adlı metin yer alıyor. Nouvelles Méditations, vücut faslıyla açılıp, zaman, dilek, etik, olgu, felsefi soru konularını tartışıyor. Bu kitap, şimdiye kadar hiç yayımlanmamıştır. 

Ulysses ve Tutunamayanlar: Modern Epik Üzerine / Meltem Gürle – Armağan Ekici
Meltem Gürle ve Armağan Ekici, 20. yüzyıl dünya ve Türkiye edebiyatının iki başyapıtından, Ulysses ve Tutunamayanlar‘dan yola çıkarak, Joyce ve Atay’ın epik gelenekle, Gılgamış’tan, Homeros’tan başlayarak kadim metinlerle kurdukları ilişkiler, kullandıkları modernist yazı teknikleri ve çağdaşlarıyla bağlantıları, tek bakış açısına ve tek bir hikayeye bağlı kalmayı reddeden çoklu perspektifleri, hayatı tüm kapsamıyla anlatmak için başvurdukları yöntemler üzerine konuştular. Joyce ve Atay’ın yaşadıkları dönemin çalkantılarına; miras aldıkları, kısmen benimseyerek, kısmen alayla, kısmen dönüştürerek cevap verdikleri kültür geleneğine, yerlilik-yabancılık ikilemlerine yaklaşımlarını ele aldılar. 

Sarkis Sinopsis
Sarkis’in 1993-2006 yılları arasında yaptığı kırk filmin sinopsisini içeren “Sinopsis” 148 adet basıldı, 1-124 arası numaralanan nüshalar okurlara sunuldu, 24 nüsha sanatçı kopyası (E.A.) olarak ayrı tutuldu. Her nüshaya sanatçı tarafından imzalanmış orijinal bir eser eşlik etmektedir. 

Sarkis iki film __ 11 Eylül – 11 Ekim 2013
Sarkis‘in “başlangıçta, ateş” ve “başlangıçta belge, başlangıçta müzik” adlı iki filmi Norgunk tarafından düzenlenen gösterimle 11 Eylül – 11 Ekim 2013 tarihleri arasında maumau‘da izleyicilere sunuldu. Sarkis‘in kırk filminin sinopsisini içeren sınırlı sayıda basılmış bir kitap bu gösterime paralel olarak yayımlandı. 

Felsefe Konuşmaları: Daniel W. Smith / Saf İçkin Yaşam: Deleuze’ün “Kritik ve Klinik” Projesi
Deleuze ve Foucault üzerine yoğunlaşan çalışmalarını Purdue Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde sürdüren Daniel W. Smith 26 Temmuz Cuma günü Cezayir Salon’da Gilles Deleuze’ün felsefesinde edebiyatın ve genel anlamda sanatın siyasalla ilişkisini içkinlik kavramı çerçevesinde tartışan bir konuşma gerçekleştirdi. Deleuze’ün “Kritik ve Klinik”i ile “Francis Bacon: Duyumsamanın Mantığı”nı İngilizceye çevirmiş olan Smith, Deleuze felsefesine ilişkin çok sayıda makale ve kitap bölümü kaleme almıştır. 

Saf İçkin Yaşam: Deleuze’ün “Kritik ve Klinik” Projesi / Daniel W. Smith
Gilles Deleuze‘ün edebiyat ile yaşam arasındaki ilişkiyi ele alan yazılarını biraraya getirdiği “Kritik ve Klinik”in İngilizce baskısında çevirmenin önsözü olarak yayımlanan bu metin Deleuze felsefesinin eksenlerini, bu eksenlerin yaratıcı çokluğunu kavramak bakımından kilit bir rol üstleniyor. Deleuze’ün “Kritik ve Klinik” projesinin altında yatan temel fikir, Smith’e göre, yazarların ve sanatçıların hekimler ve klinisyenler gibi uzman semptomatolojistler olarak görülebileceğidir. Üslup büyük yazarlarda her zaman bir yaşam üslübudur. Bir yaşam imkânı, bir varoluş biçimi icat etmektir. Edebiyat bir sağlıktır. 

Foucault / Gilles Deleuze
Deleuze’ün Foucault’nun ölümünden iki yıl sonra yayımladığı bu kitap aslında bir yas çalışması değil, belki de bir düşünürün bir çağdaşı için yazdığı en kapsamlı değerlendirmelerdendir. Bu kitabın en çarpıcı yanlarından biri Foucault’nun felsefesine tam orta yerinden dalması ve ısrarla hep burada kalmasıdır. Bu çalışma, Deleuze’ün diğer tüm çalışmaları gibi, kendi rizomatik ve nomadik yaklaşımını ortaya koyan “ortadan başlamak” düşüncesinin ete kemiğe bürünmüş halidir ve bu anlamda ne bir Foucault’ya giriş ne de Foucault’dan çıkıştır. Foucault’yu açıklamaktan ziyade Foucault’nun felsefesini farklı şekillerde katlayarak neler yapılabileceğini gösterir. 

Spinoza ve İfade Problemi / Gilles Deleuze
“Doğada ne İyilik ne de Kötülük vardır; Doğada ahlaki bir karşıtlık değil, etik bir farklılık vardır. Bu etik farklılık kendini birçok eşdeğer biçim altında gösterir: akıllı ile akılsız arasında, bilge ile cahil arasında, özgür insan ile köle arasında, güçlü ile zayıf arasında. Ve gerçekte, bilgelik ya da aklın kuvvetten, özgürlükten başka bir içeriği yoktur. Bu etik farklılık conatus’la ilgili değildir; çünkü akılsız en az akıllı kadar, zayıf en az güçlü kadar varlığında sürüp gitmeye çabalamaktadır. Bu farklılık conatus’u belirleyen etkileniş cinsiyle ilgilidir. En ileri durumda, özgür, kuvvetli ve akıllı insan tamamen kendi eyleme gücüne sahip oluşuyla, kendisinde upuygun fikirlerin ve etkin etkilenişlerin bulunuşuyla tanımlanacaktır; buna karşılık kölenin ve zayıf insanın, upuygun-olmayan fikirlerinden türeyen ve onları kendi eyleme güçlerinden koparan tutkuları vardır.” 

Vermeer ve Spinoza / Pontus Hulten
Bu metin Pontus Hulten’in yapmak istediği tezinin özüdür. Tezini yapamadı zira müze direktörlüğü zamanının tümünü aldı. Ancak bu metnin etkisi yetmişlerin sonu seksenlerin başında Pompidou Müzesi’nde direktörlük yaptığı yıllarda ‘Sanat Alanları’nı genişleten ‘Paris-Moskova’, ‘Paris-Berlin’… sergilerinin özünde hissedilir: Sanatı sınırlardan kurtarmak, sanatı bilim, ilim, politika… alanlarıyla zenginleştirmek. 1990’ların ortalarında gerçekleştirmek istediği bir sergi vardı: ‘Vermeer Spinoza’ sergisi. Dünyamızdan ayrılmadan önce gerçekleştiremediği tek sergi bu oldu: Spinoza’nın mercekleri Vermeer’in ışıkla yıkanmış yapıtları, Spinoza’nın yere göğe bağlı seslenişi ve Vermeer’in bu sesi duymuş olması. 

Söyleşiler / Nuri Bilge Ceylan
Söyleşileri ilk filmi ‘Kasaba’dan başlayarak şu an için son filmi olan ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ filmine kadar tarih sırasına göre kitaba koydum. Böylelikle filmleri takiben, onları yapanın ruh hali, hayata bakışı ve hayatla ilgili tavır alışının nüansları, bununla birlikte sanatçıyı kuşatan dünyanın ve sinema teknolojisindeki değişimlerin sanatçı üzerindeki olası etkileri kronolojik bir sırayla deneyimlenebilsin istedim. Bu halin tavrın algılanışı, kavranışı, Bilge’nin filmlerinin muğlak dünyasına da bir ışık tutacaktır kuşkusuz; üstelik baktığınızda gerçekten de ilk röportajından son röportajına kadar neredeyse tam on beş yıldır farklı cümlelerle de olsa aynı hayat algısını görmek, aynı alçakgönüllü dürüst yaklaşımı hissetmek, sinema ve hayatla ilgilenen herkes için bir anlam ifade edecektir… 

Evrenin Yapısı / Lucretius
Romalı düşünür ve şair Lucretius’un eşsiz yapıtı Evrenin Yapısı Türkçenin iki büyük ustası Turgut Uyar ve Tomris Uyar eliyle dilimize aktarılmıştı. İlk olarak 1974 yılında Hürriyet Yayınları, daha sonra 2000 yılında İyi Şeyler Yayıncılık tarafından yayımlanmış olan bu ölümsüz metin bir Norgunk Yayıncılık kitabı olarak yeniden hayat buldu. 

Spinoza. Pratik Felsefe / Gilles Deleuze
Deleuze’ün Spinoza yorumu, kendisinden sonraki Spinoza  okumalarını derinden etkilemiştir. İyilik-kötülük yoktur, iyi ve kötü karşılaşmalar vardır. Ve bunların sonuçları olan sevinçli ya da kederli etkilenişler. Evet, bu kadar yalın, ama yalın olduğu ölçüde dolu ve güçlü bir felsefe. Spinoza. Pratik Felsefe ’nin Türkçedeki bu ikinci baskısı, 2005-2006 yıllarında Ulus Baker’in yürüttüğü Ethica Okumaları çerçevesinde oluşturulan Türkçe Deleuze-Spinoza terminolojisi ve ilk baskıdan bu yana yayımlanan yeni Spinoza çevirileri dikkate alınarak Okumalar ’ın katılımcılarından Alber Nahum tarafından gözden geçirilmiş ve büyük ölçüde yeniden çevrilmiştir.