Burak Şuşut / bana inanmıyorlar ama…

Bana inanmıyorlar ama var böyle bir yayınevi

Burak Şuşut

 

morde ratesten,

Uzun zamandır, öğlen kahveleri için uğradığım kafenin bir köşesinde duran broşür kutusunun içinde tuhaf bir kartpostal görüyorum. Elime aldım ve evirip çevirdim birkaç kez. Dikkat kesilip baktığımda ise onu tuhaf diye nitelendirmekte ne kadar haklı olduğumu anladım. Kartpostalın ön yüzünde kullanılan “Boşluğa Atlayış” fotoğrafını tanıyordum, sol üst köşeye yazılmış Yves Klein adını da. Tam ortaya yazılmış olan “Chelsea Otel Manifestosu”, Klein’ın bir kitabının başlığı olsa gerekti (Bilgisine güvendiğim bir dostumun tahminleri, Klein’ın sanat üzerine yazılarının toplandığı bir kitap olduğu yönünde, tabii o da emin olamıyor). En altta, sağ tarafta ise –sıkı dur!– “Norgunk” yazıyordu. Bu da yayınevinin adıydı harhalde. Ancak bizi tanıyıp tanımadıklarını, daha önce kaleme alıp bir dergide yayımladığımız “Ubor Metenga Kuruluş Bildirisi”ni okuyup okumadıklarını bilmiyorum. Aklıma iki olasılık geliyor: ya daha önce örgüt içinde olup herhangi bir nedenle ayrılan bir kişi ya da grup alternatif bir hareket geliştiriyor (ki bu bizim örgütün yapısı, tavrı ve tutumu gözönüne alındığında oldukça anlamsız kalır) ya da bizden tamamıyla habersiz, iyi niyetli, yeni bir oluşum. Ben ikinci seçeneğin daha olası olduğunu düşünüyorum. Gizli bir ‘yeraltı yayınevi’ kurmuş olmalılar. Hoş, emin olmak adına, Beyoğlu’ndaki bütün kitapçıları dolaşıp kitaplarını aradım ama satış elemanlarının boş bakışlarından başka bir şeyle karşılaşmadım. Sadece bir kitapçıda “Evet vardı ama satıldı” cevabını aldım. (O da “bizde her kitap bulunur” imajını sarsmamak adına bu cevabı veriyor gibiydi.) Bu yorucu turun ardından, ofise dönüp masamın başına oturur oturmaz, kartpostalın arka tarafında yazan, uydurma olduğundan neredeyse emin olduğum elektronik posta adresine bir ileti gönderdim. Bütün interneti taradığımı, bütün kitapçıları gezdiğimi ama kendilerinin izine rastlayamadığımı yazdım; kim olduklarını, dahası gerçekte olup olmadıklarını, eğer bir yayınevi kurdularsa başka kitaplar yayımlayıp yayımlamayacaklarını sordum. Şifreli bir biçimde Ubor Metenga’dan da bahsettim. Böyle bir ortamda yayıncılık gibi bir işe giriştikleri, ilk kitap olarak da yukarıda adını andığım manifestoyu yayımladıkları düşünülürse ‘normal’ olduklarını söylemek oldukça güç. Cevaben bir ileti gönderip göndermeyeceklerini de kestiremiyorum. Ben yine de bastıkları kitabı aramaya, kurdukları yayınevi hakkında sorup soruşturmaya devam edeceğim. Bu gelişmelerden, eğer hâlâ yoksa, haberin olsun istedim. Şimdilik bu kadar.

norgunk!

[Akşam-lık, 12 Temmuz 2002]