Adını “Kumran Tomarları”ndan alan bu diziyi özel kağıtlara sınırlı sayıda basılmış, numaralanmış, “koleksiyon değeri taşıyan”
nadide kitaplar yayımlamak için başlattık.

In Bloom / Pelin Kırca

Düşsel boşluklarda her nasılsa bitiveren kır nebatları oluşturuyor “In Bloom” operasının mekanını. Formunu sakınmayan yaprakların arasında söyleniyor şarkılar. İnsan sesi hayvan seslerine karışıyor. Müşterek arzular yeniden keşfediliyor böylece: dişler ve ağız, tırnaklar ve biteviye çıplaklık.

Canto CXVIII / Can Alkor

Buradayım! diyebilir miyim çağırıldığımda? / Babil kargaşasından tümce kırıntılarıyla seslenebilir miyim? / Tek yaşamıma nasıl sığdırabilmişim bunca ruhgöçümünü,– / uçsuz bucaksız katakomb, damarlarım yüzbin yabancı ölüm ağırlıyor, / gecenin kitabındaki sanrılar, tanrılar – / üflediğim bunca şamdan – / bunca fısıltı, aforoz ettiğim – / bir kara âyin, umutsuz tapındığım kendime… / Ezra Pound olabilecek miydim, öbür adlarımın beni bırakıp gittiği saat?

Lâmba – bir mum daha / Enis Batur

Hiçbir şeye dokunmamış, dokundurmamış Huriye hanım, odada. Olduğu gibi duran masanın üstündeki lâmbayı gece yatarken nasıl olup da yanar halde bıraktığını çıkaramamış, karşı köşedeki koltuğa üstünde geceliği oturmuş, düşünmeye koyulmuş, bir ara uyukladığını farketmiş, yerinden kalkıp ışığı söndürmüş, yatağa dönüp bir süre, neden öyle yaptığını bilmeksizin, beklemiş, neden sonra yuvarlanmış yavaşça uykusuna, sabah konuyu kimseye açmama kuralıyla kalkmış, ama gecenin etkisinden gün boyu sıyrılamamış. Akşamüstü çay hazırlarken anımsamış. Bir önceki gece, elli ikinci geceymiş!

Sinopsis / Sarkis

Sarkis’in 1993-2006 yılları arasında çektiği kırk filmin sinopsisini içeren “Sinopsis” 148 adet basıldı, 1-124 arası numaralanan nüshalar okurlara sunuldu, 24 nüsha sanatçı kopyası (E.A.) olarak ayrı tutuldu. Her nüshaya sanatçı tarafından imzalanmış orijinal bir eser eşlik etmektedir.

Saga / Enis Batur

Gün ağarmadan kapıya dayanmışlardı. Dioskiros’u çıkacağı seferin heyecanı basmış, doğru dürüst uyku tutturamadığı için vaktinden önce döşeğinden kalkıp giyinmiş, beklemeye koyulmuştu. Mabeyinci, kendisine eşlik eden adamlarını dışarıda bıraktı, içavluda onunla başbaşa konuşmayı yeğledi. Atını alamayacaktı, onun için başka bir hayvan seçmişlerdi. Yanında yalnızca âlet edevâtını içeren heybenin olması yeterliydi, azığı hazır edilmişti.