Mehmet Nemutlu / Ey Suu! Oy Suu! Tögülme, Tögül!
Flüt, si bemol klarnet, keman, viyolonsel ve piyano için

 

KASIM 2013

“Ey Suu! Oy Suu! Tögülme, Tögül!” farklı solo çalgılar ya da çalgı toplulukları için yazılmış bağımsız parçalardan oluşan ve bütünü hocam İlhan Usmanbaş’a ithaf edilen Israr Musıkîleri adlı toplamın son parçası olarak tasarlandı. Bu parça Seyhan Erözçelik’in Yağmur Taşı (1) adlı kitabındaki “Yadalar” adlı on bir parçalık şiir dizisinden yola çıkılarak yazılmaya başlandı.

Alıntı, yapıtın Ağustos 2013’te tamamlanmış bir kesitinden temize çekilmiş olan 4-11. sayfalardan oluşuyor.

(1) Seyhan Erözçelik, “Yadalar”, Yağmur Taşı, Simurg Yayınları, İstanbul 2004, s. 136-160.

 

OCAK 2014

Farklı solo çalgılar ya da çalgı toplulukları için yazılmış beş parçadan oluşan Israr Musıkîleri adlı toplamın beşinci ve son parçası olarak tasarlanan “Ey suu! Oy suu! Tögülme, tögül!” 7 Ocak 2014 günü tamamlandı. Yaklaşık 17 dakikalık bağımsız bir parça oldu. Böylece 2008 yılında İsveç’in Gotland Adası’nda kırık dökük notlarla başlayan, ama asıl hızını 2010 yılında tamamlanan “Dinle rüzgârı dinleyen denizi” ile alan Israr Musıkîleri bir sona ulaştı.

Bu parçanın adı, Seyhan Erözçelik’in Yağmur Taşı adlı kitabındaki “Yadalar”ın bir dizesinden geliyor. “Yadalar” adlı şiir dizisi, gerçekte tek bir şiir ile onun on tuhaf “versiyon”undan oluşuyor. Tek sayfalık ilk şiiri Seyhan’ın “kaynak metni” olarak görürsek, ilk iki versiyon onun kendi “eksiltmeli” yorumlarından, soyutlamalarından yapılmış. Sonraki sekiz versiyondaysa ilk şiirin (kaynak metnin) farklı coğrafyalardaki Türkçelere çevrilmesiyle elde edilmiş metinler çıkıyor karşımıza: Bartın, Azeri, Özbek, Kazak, Kırgız, Kırım-Karayları, Litvanya Karayları, Karaçay-Balkar dillerinde “akraba” metinler… Bunlara ne kadar “çeviri” diyebiliriz, şair bu metinlere (çevrildikten sonra) dokunmuş mudur, bilemiyoruz. Seyhan bunlara, “değişik Türkçelerdeki söyleyişler,” diyor.

Başlangıç metni, farklı –ama aslında pek de farklı olmayan– dillerde/lehçelerde döne döne, kendini biraz tutup biraz bırakarak, kılık, kimlik, tını, ezgi değiştiriyor. Bir şairin söylediğini bir halk nasıl söyler – onu göstermek istiyor sanki. (Şiir zaten ses değil midir?)

“Ey suu! Oy suu! Tögülme, tögül!” bu söyleyiş geçişlerinin müzikte mümkün olup olmadığının bir araştırması olarak görülebilir. Daha önce, yapıtın Ağustos 2013’te tamamlanmış bir kesitinden birkaç sayfalık (s. 4-11) bir alıntı vermiştik. Şimdi de son dört sayfasını veriyoruz.

 

> Tüysüz dağ