ALAIN BADIOU

Kitap
Deleuzecü siyaset diye bir şey var mıdır?, Burcu Yalım – Emre Koyuncu (çev.), Eylül 2013, 15 sayfa.

 

“Bir bütünün, ‘büyük hayvanın’ bir parçasından ibaret olduğumuzda etik ne olabilir? Deleuze, dünyanın bir büyük hayvan olduğunu söyler. Bizler de bu büyük hayvanın bir parçası gibiyizdir. Büyük hayvanın parçasının bir etiği vardır, ve aslında bu zor bir meseledir. Etiğin, hayvanın parçasının hayvanın bütünüyle aynı şey olduğu nokta olduğunu düşünüyorum – Spinoza’da Tanrı olduğumuzu bildiğimiz an gibi. Tanrı’nın bir parçası, evet, ama bizzat Tanrı olan bir parçası. Deleuze’de de aynı şey söz konusudur. Saf oluş, saf yaşamdır. Ve saf yaşam da bütündür, Bir’dir. Ve biz de saf oluş olduğumuzda Bir’izdir. Bu bir tür kefarettir. Deleuze, Spinoza’nın felsefenin İsa’sı olduğunu söyler. Neden böyle söyler? Çünkü saf oluş bizim için bir imkân, saf bir imkân, bir özne için olmayan, kişisel olmayan, kendi içinde bir imkân olduğunda, sonsuzluğu, yaşamın yaratıcı kapasitesinin sonsuzluğunu deneyimleriz. Etik de budur, ve kesinlikle başkalarına ‘saygı’ veya buna benzer bir şey değildir. Hiçbir şekilde bu değildir. Deleuze için ötekiler de bütünün parçasıdır. Bu sebeple tartışma ya da münazara daima yanlış bir şeydir. Şu an burada yanlış bir şey yapmaya çalışıyoruz. Münazara, tartışma, bunlar önemsizdir. Ama buna rağmen, yapmaya devam ediyoruz. Devam etmek de yaşamın parçasıdır.”

[Deleuzecü siyaset diye bir şey var mıdır?, s. 14-15]